Ekle Rastgele

16. İstanbul Bienali “Yedinci Kıta”

İstanbul Bienali, 14 Eylül - 10 Kasım 2019 tarihleri arasında sanatseverlerle...
16. İstanbul Bienali “Yedinci Kıta”
İstanbul Bienali, 14 Eylül - 10 Kasım 2019 tarihleri arasında sanatseverlerle...

16. İstanbul Bienali “Yedinci Kıta”

  1. Bienali, 14 Eylül – 10 Kasım 2019 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor.

İçinde yaşadığımız dünyanın yeni bir jeolojik çağa girdiği konusunda pek çok bilim insanı hemfikir. Antroposen adı verilen bu yeni çağın en belirgin özelliği ise, ona jeolojik faaliyetlerden ziyade insan faaliyetlerinin yol açmış olması. Antroposen’de gezegenin insan eli değmemiş köşeleri gitgide azalırken, yerleşim merkezleriyle diğer canlıların paylaştığı kırsal arasında var olduğuna inanılan kültür-doğa ayrımı da ortadan kalkıyor. Dünya, şehirlerin tek bir megapolde birleştiği, merkezi olmayan, tamamen insan üretimi bir mekâna dönüşüyor. Canlılar ile makinelerin, doğal ile yapay zekânın iç içe geçtiği bu çağda ise , giderek insanı merkezine almaktan vazgeçerek yönünü insan ile insan-olmayan arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir dünyayı araştırmaya doğru çeviriyor.

Yedinci Kıta, sanatı, insanın etkilerini, takip ettiği yolları, bıraktığı izleri ve insan-olmayanlarla etkileşimini araştıran bir antropoloji olarak tanımlıyor. Bienal ana başlığını, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığınından alıyor. Popüler bilimdeki adıyla “Yedinci Kıta”, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. İnsan atıklarının okyanusun ortasında dünyaya yeni bir kıta kazandırdığı bu olay, 16. Bienali için ekolojik sorunlar karşısında sanatın güncel durumunu pek çok sanatçı, düşünür, antropolog ve çevreci ile birlikte araştırmak için bir çıkış noktası oluşturuyor.

Küratörden

Bugünün dünyasında sanatın amacını düşündüğümde antropolog Tim Ingold’un “Antropoloji içinde insanlar olan felsefedir” deyişi geliyor aklıma. Artık izleyiciyi de içeren bir antropoloji olarak sanatın, alternatif veya geçici toplulukları, hatta tek kişilik kabileleri kucakladığı söylenebilir. Konu geçmiş olduğunda ise , Walter Benjamin’in sözleriyle “yitirilmiş” veya alternatif Tarihlerin bir arkeolojisi halini alır.

Dünya giderek moleküllerine ayrılırken antropoloji ile artık eskide kalmış sosyolojik, etnik, cinsel veya politik kitle sistemlerinin uğradığı tahribatı gözler önüne seriyor. Bütün ulus-devletler sürekli bir yeniden yapılanmaya yol açacak şekilde içlerinde altkültürleri, mikro-kültürleri, dışarıdan gelen akışkan tekillikleri, göçleri ve kültürel yeniden tanımlamaları barındırıyor.

Egemen ekonomiyle içinde yaşadığımız çevre arasında doğrudan bir bağ kuran Antroposen (veya, daha doğrusu Kapitalosen) çağına girerken, günümüz antropolojisi, yalnızca insan türünü merkeze alamaz. Bu merkezsiz dünyada antropoloji de da bakış açılarının çokluğuyla yakın temas halinde olmak ve Batı’nın “ilerleme” vizyonunun ötesine geçerek, Viveiros de Castro’nun terimiyle gerçek bir “perspektivizm” icat etmek zorunda.

Merkezden yoksun bir mekân neye benzerdi peki? Claude Lévi-Strauss, daha 1960’larda, beşeri bilimlerin mutlak hedefini insanı “çözeltmek” olarak görmüştü. Altmış yıl sonra bugün, antropoloji de güncel da artık kanonik Batı geleneğinden gelen doğa ve kültür ayrımı fikrinin sona erdiğini kabul ederek hayvanları, bitkileri, mineralleri ve makineleri kucaklıyor: Kültürü doğaya, doğayı ise kültüre geri kazandırıyor. İnsan eylemlerinin doğaya etkisi her şeyin birbirine bağlı olduğu bir dünya yaratırken, Antroposen fenomeni de elbette bu farkındalığın oluşmasında rol oynadı. , insan ile insan olmayanı birbirine bağlayan küresel yaşamın antropolojik bir araştırmasına dönüştü.

Ansızın kendini tanımadığı bir toplumun içinde bulan bir antropoloğa benzeyen izleyicinin gözünde, her sanatçı “yabancı” ya da “yaban” olarak değerlendirilebilir. Sanat, bu iki yabancının karşılıklı tozlaşabildiği yegâne bölgedir. “Yabanbilim [zenoloji]” derken kastettiğim de bu: Gerçekliği tanımlarken ötekiliklerin, tekilliklerin ve başkalıkların çeşitliliğine –hatta genişletilmiş, neredeyse moleküler bir çeşitlilik fikri gibi tahayyül edilen yenilenmiş bir “egzotizm” anlayışına– başvurmak. Yaban(cılığı) ve farkı fetişleştirmeye kaçmadan ama.

Antroposen’in en görünür sonuçlarından biri, “Yedinci Kıta” adı verilen devasa atık yığının oluşumu oldu: 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde yer kaplayan, 7 milyon ton ağırlığında yüzen plastik. Yedinci Kıta, merkezsizleşmiş bir dünyanın antropolojisi ve çağımızın bir arkeolojisidir. Günümüzün sanatsal üretimini, bilindik kıtalarla devasa yapıların çok uzağında yer alan bir farklılıklar takımadası ve çoklu evren olarak sunar. Yedinci Kıta, sanatı insanın etkilerini, takip ettiği yolları, bıraktığı izleri ve insan olmayanlarla etkileşimini araştıran moleküler bir antropoloji olarak tanımlar.

Nicolas Bourriaud
Küratör, 16. Bienali

Küratör sözlüğü

Antroposen: Çoğu bilim insanına göre, ayırt edici özelliği insan faaliyetlerinin gezegen üstündeki etkisi olan, içine girdiğimiz yeni jeolojik çağın adı.

Kapitalosen: Bu yeni çağa, genel olarak insanlar (antropos) değil de belirli bir üretim sistemi neden olmuş olabilir. İsveçli ekolojist Andreas Malm’ın ortaya koyduğu üzere kapitalosen kelimesi, gezegeni tehdit eden şeyin, kapitalist üretim biçimi tarafından şekillendirilen insan faaliyeti olduğuna vurgu yapar.

Yedinci Kıta: Küresel ısınmayı bir yana bırakırsak, Antroposen’in yarattığı en gözle görünür etkilerden biri, “Yedinci Kıta” adı verilen devasa çöp yığını oluşumudur: 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde yüzen plastik; 7 milyon ton ağırlığında, okyanusta geniş adalar oluşturan bir atık yığını.

Molekülerleşme: Mevcut siyasal, ideolojik ya da ulusal kütlelerin, daha küçük, hatta ufacık birimlere bölünmesi.

Moleküler Antropoloji: İnsanın evrendeki etkilerinin, ayak izlerinin ve bunların insan-olmayanlarla ilişkisinin araştırılması. Halihazırdaki insan türünün ötesine geçen kesintisiz, genişletilmiş bir antropoloji. İnsanları, sonsuz sayıda moleküler vakaya bölünmüş bir kütle olarak ele alır. Sanatçılar, toplumsal gerçekliklerin moleküler yapısını gözlemler.

Antropoloji: Tim Ingold’un sözleriyle “İçinde insanlar olan felsefe.”

Perspekvitizm: Brezilyalı antropolog Eduardo Viveiros de Castro tarafından ortaya atılan, doğalarının (örneğin bedenlerinin) farklı olmasıyla birbirinden ayrışsalar da, hayvanlar ve bitkiler de dahil olmak üzere bütün varlıkları birbirine bağlayanın insan kültürü olduğunu düşünen, Amazon mitolojisi ve kozmolojisine gönderme yapan bir kavram. Viveiros de Castro, o dönemde basit bir gözlem nesnesine indirgenen Amerikan yerlileri dünyasının dışına çıkıp, insan-olmayan unsurları da işin içine katarak, tüm dünyayı Yerli bir bakış açısından incelemek istemiştir.

Zenoloji: Yabancı anlamına gelen Yunanca zenos kelimesinden türer. Zenoloji, gerçekliğin, başkalıkların, tekilliklerin ve ötekiliklerin çokluğunun tasviridir. Yenilenmiş bir egzotizm fikri, burada çeşitlilik düşüncesinin genişletilmiş bir hali, neredeyse moleküler bir çeşitliliktir.

Yaban: Ansızın kendini tanımadığı bir toplumun içinde bulan bir antropolog misali her bir sergi izleyicisi de sanatçıları, “yabancı” ya da “yaban” olarak nitelendirir. Yabanların yerini sanatçılar almıştır.

Arkeoloji: Filozof Giorgio Agamben’e göre “[…] kendi güzergâhının ve gölgesinin izini sürdüğü için şimdiki zamana erişimi yalnızca, şimdiki zamanın geçmişin üstüne attığı ilmek olan arkeoloji sağlayabilir.”

Küratör hakkında

Küratör, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud, 1965’te doğdu. 1999–2006 seneleri arasında kurucuları arasında yer aldığı, Fransa’nın en büyük güncel sanat merkezlerinden Paris’teki Palais de Tokyo’nun eş direktörlüğünü üstlendi. 2004–2006 yıllarında Kiev’deki Victor Pinchuk Vakfı’nın kurucu danışmanlığını yaptı. 2007’den 2010’a kadar Londra’daki Tate Britain’da Gülbenkyan Küratörü unvanıyla görev aldı. 2010–2011 yıllarında ise Fransa Kültür Bakanlığı’nda öğrenim bölümünü yönetti. 2011’den 2015’e kadar Paris’teki École Nationale Supérieure des Beaux-Arts’ın direktörlüğünü yaptı. Halen kurucusu olduğu ve bünyesinde La Panacée sanat merkezi, Ecole Supérieure des Beaux-Arts ve 2019’da açılacak MoCo Müzesi’ni barındıran Montpellier Contemporain’ın (MoCo) direktörlüğünü yürütüyor.

Bourriaud’nun daha önceki sergileri arasında Crash Test (Çarpışma Testi), La Panacée (2018); Back to Mulholland Drive (Mulholland Çıkmazı’na Dönüş), La Panacée (2017); Wirikuta, MECA Aguascalientes, Meksika (2016); The Great Acceleration / Art in the Anthropocene (Büyük İvmelenme / Antroposende Sanat), Taipei Bienali (2014); The Angel of History (Tarihin Meleği), Palais des Beaux-Arts (2013); Monodrome, Atina Bienali (2011) ve Altermodern, Tate Trienali, Londra (2009) yer alıyor. Nicolas Bourriaud aynı zamanda 2005’teki ilk ve 2007’deki ikinci Moskova Bienallerinin küratörleri içindeydi. Kitapları arasında The Exform (Verso, 2016), Radicant (Sternberg Press, 2009), Postproduction (Lukas & Sternberg, 2002 [Postprodüksiyon, Bağlam Yayınları, 2004]), Formes de vie: L’art moderne et l’invention de soi (Denoel, 1999) ve Relational Aesthetics (Presses du reel, 1998 [İlişkisel Estetik, Bağlam Yayınları, 2005]) bulunuyor.

Nicolas Bourriaud’nun 2004 ve 2005 yıllarında Türkçe’ye çevirilen Postprodüksiyon ve İlişkisel Estetik kitapları Kasım ayında Bağlam Yayınları tarafından yeniden basıldı. Radicant kitabının Türkçe çevirisi ise yine Bağlam Yayınları tarafından 2019 yılında yayımlanmaya hazırlanıyor.

Başkalarına da Göster

Bu gönderiyi, sevdiklerinle ve seni takip edenlerle paylaşmak ister misin?

WhatsAppGoygoy grubunda paylaş.

Gönderi Wikisi

Gönderideki konu, kişi ve içeriğin ait olduğu kanal ile ilgili ayrıntılı bilgiler.


İstanbul — Türkiye'de yer alan şehir, ülkenin 81 ilinden biri. Ülkenin en kalabalık, ekonomik, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan en önemli şehridir. (31 Ara 2018 itibariyle nüfus: 15,07 milyon)İstanbul ile ilgili tüm içerikleri göster →

İstanbul Bienali — İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından iki yılda bir düzenlenen çağdaş sanat etkinliğidir. 1987'ye kadar Uluslararası İstanbul Festivali bünyesinde gerçekleştirilen plastik sanat sergileri, bu tarihte İstanbul Bienali adı altında ayrı bir etkinlik haline gelmiştir.İstanbul Bienali ile ilgili tüm içerikleri göster →

Nicolas Bourriaud — Dünyanın dört bir yanında çok sayıda sergi ve bienal küratörlüğü yapan küratör ve sanat eleştirmenidir. Bournteud, Jérôme Sans ile Paris'teki Palais de Tokyo'yu kurdu ve 1999'dan 2006'ya kadar yönetmen olarak görev yaptı.Nicolas Bourriaud ile ilgili tüm içerikleri göster →

Sanat — En genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılır. Tarih boyunca neyin sanat olarak adlandırılacağına dair fikirler sürekli değişmiş, bu geniş anlama zaman içinde değişik kısıtlamalar getirilip yeni tanımlar yaratılmıştır. Bugün sanat terimi birçok kişi tarafından çok basit ve net gözüken bir kavram gibi kullanılabildiği gibi akademik çevrelerde sanatın ne şekilde tanımlanabileceği, hatta tanımlanabilir olup olmadığı bile hararetli bir tartışma konusudur.Sanat ile ilgili tüm içerikleri göster →

Kaynak: bienal.iksv.org/tr/16-istanbul-bienali/yedinci-kita

Gönderi Etiketleri

Daha fazla içerik görmek istediğiniz etiketin sayfasına gidebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir
Sanat
Arthur-Louis Ignore’den Kaldırımlara Halı ve Antika Motifler Arthur-Louis Ignore, namı diğer ALI, Rennes'ten genç bir kent sanatçısı. Süsleme ve mandala...
Sanat
Şekerle Çizim Yapan Bu Sanatçının Çalışmasına Hayran Olacaksınız Çin'li yetenekli ressamın sokak sanatını izlemek çok keyif...
Sanat
Fotoğrafçı Bex Day’den, Olağandışılık ile İlgili Oldukça Dürüst Portre Fotoğraflar İngiliz fotoğrafçı Bex Day'in bu çalışması, aşırı "sade", alternatif ve aykırı. Berlin...
Sanat
Şakir Gökçebağ’ın, Sanat Eserine Dönüştürülmüş Ayakkabılar Sergisinden 10 Fotoğraf Türk görsel sanatçı Şakir Gökçebağ, gündelik objeleri deforme ederek, ortaya sanat...
BBC Türkçe Arşivinden, 27 Mart 1994 Yerel Seçimleri Arşiv Odası'nda bu hafta, sonuçları bugün hâlâ Türkiye'yi etkilemeye devam eden 27 Mart...
En Yeni İçerikler